Nisa 34 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nisa 34 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Naşize kadınları dövmek mi yoksa evden uzaklaştırmak gibi bir disiplin cezasi vermek mi?

(Prof. Dr. Mehmet Okuyan’a sitem ve serzenişlerimle, Prof. Dr. İsrafil Balci’ya da biraz rahatlaması dileklerimle)

Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Değerli hocam, bu satırları yazarken hayli düşündüm, zira arkadaşımlarıma birkaç satır eleştiri ya da eleştirimsi bir şey yazdığımda hayreti mucip bir alınganlık ve hırçınlıkka karşılaştım. Bu yüzden, yazıp yazmamakta bir süre kararsız kaldım, ama sonunda “Ekranda Te’vilin Belini Kırmak” başlıklı eleştiri yazımda kendisiyle ilgili dolaylı eleştirime orantısız bir alınganlık gösteren Prof. Dr. İsrafil Balcı’nın, “Bak, Okuyan da senin hiç tasvip etmediğin türden te’viller yaptı televizyonda; hadi şimdi ona da bir eleştiri yazsana” şeklinde kışkırtıcı bir face paylaşmı yaptığından da haberdar edilmem neticesinde birazcık da kışkırtılmış(!) olarak, birkaç satır yazmanın gerekli olduğunda karar kıldım. Hocam, ister darılın, ister gücenin ama bu satırları yazmak ve milyonlarca insanın gözü önünde Nisâ 3/34. ayetteki vadribûhünne lafzına, “Naşize karılarınızı evden uzaklaştırın” gibi bir mana vermenizden dolayı sizinle birkaç hususu tartışmak durumundayım.

Evvela, “karı dövme”nin -ki karı kelimesi kaba ve itici gibi görünse de bunun hukuki bir terim olduğunu ve nikâh memurunun da “Sizi karı-koca ilan ediyorum” dediğini unutmamak gerekir– müslümanlık ve adamlıkla ilişkili bir mesele olmadığını, dolayısıyla Kur’an’ın bu ifadesinin din, iman, faziletle değil, nüzul dönemindeki erkek egemen toplumda erkekleri gönüllemeye -ki o gün İslam ve tevhid davasını yürütmek, düşmanla cenk etmek ancak erkeklerle mümkündü; bu yüzden de öncelikle ve özellikle erkekleri gönüllemek gerekiyordu- yönelik bir rüşvet-i kelam olmaklıkla ilgilidir. Bunun böyle olduğunu anlamak için, Hz. Peygamber’in ifk hadisesi gibi çok zor ve ağır bir tecrübe yaşamasına rağmen karısı Hz. Âişe’ye bir fiske bile vurmadığını hatırlatmak gerekir.