Prof. Dr. Mustafa Öztürk | İkra Derneği | Motivasyon, Hayat Hikayesi


"20’li yaşlara kadar okuma ile hiç aram yoktu, ama babam okumak için çırpınıp da okuyamayan bir adamdı. Köyümüzde İslami koku/hava yok ama babamda İslami/dini okuma isteği var. Babam hiç namazı bırakmamış biri, yani ashâb-ı tertipten. Sürekli babam ve İHL tarafından kontrol edildim, denetlendim. 11 yaşından beri yani İHL’ye gittiğimden beri çevremdekiler tarafından hep “imam, imam, ölümü yıkayacaksın.”, diye dalga geçilen biriydim. O yüzden üniversite olarak hiç İlahiyatı düşünmedim. Ne zamanki üniversite tercihlerimi yapıp, sınava girmek için otobüse bindim, tam o sırada otobüs kalkmadan babam yanıma gelip: “Babalık hakkımı helal etmemi istiyorsan 1. sıraya ilahiyat yazacaksın.”, demesi ile 1. sıraya Marmara İlahiyatı yazdım ve artık ben de bir ilahiyat öğrencisi oldum."

"İstanbul’a geldiğimde babam beni Giresun İHL’nin de kurucusu olan ve o sırada Marmara Üniversitesi’nin İlahiyat Fakültesi’nde hocalık yapan Nedim URHAN hocaya emanet etti. Hocam da beni kalmam için İskenderpaşa cemaatinin yurduna yerleştirdi. Ama futbol aşkımdan dolayı yurtta pek barınamadım. Daha sonra AÖS yurduna yerleştim ve orada 12 kişilik bir koğuşta kaldım. Her fakülteden farklı tipler vardı, beni aralarına almadılar, ilahiyatçı olmamdan dolayı. Bu bende doping etkisi yaptı. Uyuyan adamın üstüne soğuk su dökünce adam nasıl olursa ben de öyle oldum ve bu beni biledi. Neyi temsil ediyordum da bunlar benden uzak duruyorlardı? Böylelikle özgüven sahibi, donanımlı biri olmak için uğraştım."

"Kırklareli’nde askerlik yaparken namaz için izin istedim, “Hocam, her gün kılacak mısın?”, diye sordular. Tezkere almaya 18 saat kala askerlik uzayınca kendimi mescide attım ve Hasan Basri Çantay’ın tefsirini okudum."

"İlahiyat Fakültesi’nde okurken bir yandan futboldan vazgeçemiyorum, 3.lig takımlarından Beykoz Spor’da oynuyorum, diğer yandan da Emin SARAÇ hocanın peşinden ayrılmıyordum. 4 sene peşine takıldım ve derslerine devam ettim."

"1998 yılında Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi’nde doktoraya başvurdum. KPDS Arapça notum 87 olmasına rağmen bunu kabul etmediler. Sebebini sorduğumda bugünden itibaren Arapça geçerli değil dediler. Yani 28 Şubat zulmünden nasibimizi biz de aldık."

"Hayatım boyunca yaptığım her işi tutkuyla yaptım ve sadece o işe odaklandın. Futbol oynarken de tutkuyla oynadım, şu anda tefsir sahasındaki çalışmalarımı da tutkuyla yapıyorum. Ve sadece tefsir ile uğraşıyorum. TC numaramı bile bilmem ama Taberani’de gördüğüm yazının sayfasını unutmuyorum."

"Ben babamın duasıyım. Babam Tecrid-i Sarih okurken “Cuma vaktinde öyle bir vakit vardır ki…” kısmını okuyor ve o Cuma her daim “oğlumu okut” diye Allah (cc)’a dua ediyor. Babam 68 yaşında bir işçi emeklisi olmasına rağmen sürekli okur ve Giresun’da yerel bir televizyon kanalında tefsir dersleri de yapmış biridir."

"Çok önem verdiğim şeylerden biri de (annem hayatta olmadığı için) babamı memnun ve hoşnut etmektir. Bu yüzden her fırsatını bulduğumda 2-3 günlüğüne bile olsa memleketime giderim."

"Kardeşlerim, ön yargıdan uzak durun, mutlakçı olmayın, inhisarcı olmayın. Hakikat sadece bendedir yanlışına düşmeyin. İhtilaflarımızı kaşımayalım, ittifaklarımızı çoğaltmaya çalışalım."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder